KTÖS olarak, dayanışma ve işbirliği içinde olduğumuz PEO Sendikasının 29. Kongresine katıldık.

Barışın, güvenliğin ve refahın hüküm sürdüğü, yeniden birleşmiş bir Kıbrıs için PEO ile birlikte çalışmaya ve mücadele örmeye hazırız.
Kongre’de Genel Sekreter Burak Maviş, Başkan Mustafa Baybora, İnsan Hakları ve Eşitlik Sekreteri Sevgi Erhalaç ve Eğitim Sekreteri Süleyman Gelener KTÖS’ü temsil etti.
PEO’nun 29. Kongresi kapsamında adaya gelen uluslararası heyetlerin katılımıyla Uluslararası Toplantı düzenlendi. Toplantı’da KTÖS adına Sevgi Erhalaç konuşma yaptı.
👉 PEO Genel Sekreteri Sotiroula Charalambous:
“Emekçilerin savaşlardan kazanacağı hiçbir şey yoktur. Kaybedecekleri ise çoktur: yaşamlar, haklar, sosyal kazanımlar ve gelecek. Savaş makinesinin sürdürülmesine yönelik kararlar ve politikalar nasıl sınıfsal bir mesele ise, barış da sınıfsal bir meseledir. Sınıf temelli sendikal hareket için, PEO ve WFTU (PΣO) için savaş ve barış meselesi soyut değildir. Etrafımızda olup bitenler karşısında ‘tarafsız’ kalamayız.”
👉 WFTU Genel Sekreteri Pampis Kyritsis:
“Bugünkü dünyanın karamsar tablosu içinde umut veren gerçek, emekçilerin bu neoliberal, kapitalist, halk düşmanı ve emek karşıtı saldırıyı pasif bir şekilde kabul etmemesidir. Sınıf temelli sendikaların öncülüğünde, dünyanın dört bir yanında milyonlarca işçi, haklarını savunmak için mücadele yolunu seçmektedir.”
👉 KTÖS İnsan Hakları ve Eşitlik Sekreteri Sevgi Erhalaç:
“Sendikalar, toplumların demokratikleşmesi ve sosyal adaletin tesis edilmesinde önemli bir role sahiptir. Bu bağşamda da çalışanların haklarının korunması, sendikal özgürlüklerin güvence altına alınması ve toplumsal ilerlemenin sağlanması amacıyla yerel ve uluslararası düzeyde güçlü bir dayanışmanın gerekliliğini bir kez daha vurgulamak isterim.
KTÖS barışın, eşitliğin ve sosyal adaletin var olduğu bir gelecek için, ortak çabalarımıza kararlılıkla destek vermeye devam edecektir. Başka bir dünya, başka bir Kıbrıs yaratmak mümkündür.”

Konuşmanın tamamı:
Değerli Yoldaşlar,
Bugün, emekçilerin haklarının korunması ve sosyal adaletin güçlendirilmesi konusundaki temel sorunları ele almak üzere bir araya gelmiş bulunmaktayız. Küresel ölçekte yaşanan ekonomik dalgalanmalar, tüm dünyada ve bölgemizde derinleşen siyasal krizler ve savaşların yol açtığı olumsuz sonuçlar, özellikle emek dünyasını doğrudan etkilemekte ve ücretli çalışanların yaşam koşullarını her geçen gün daha da zorlaştırmaktadır.
Ekonomik krizlerin etkisiyle işsizlik oranları artmakta, çalışma koşulları ağırlaşmakta, güvencesizlik yaygınlaşmaktadır. Demokratik ve sendikal özgürlükler birçok ülkede sistemli bir şekilde baskı altına alınmakta, örgütlenme ve toplu sözleşme hakkı çeşitli uygulamalarla engellenmektedir.
Bu durum, sendikal harekete de darbe vurmakta, örgütlü mücadeleyi güçleştirmekte ve emekçilerin hak arama mekanizmalarını zayıflatmaktadır.
Diğer yandan, sosyal devlet anlayışının gerilediği günümüzde sosyal harcamalar azaltılmakta, eğitim, sağlık ve sosyal hizmet alanları ciddi biçimde göz ardı edilmektedir.
Buna karşın, savaş ve savaş sektörüne yönelik harcamaların artması, küresel kaynakların barış, refah ve toplumsal gelişme yerine çatışma süreçlerine yönlendirildiğini göstermektedir. Bu tercihlerin sonuçları, yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda sosyal ve insani açıdan da büyük kayıplara yol açmaktadır.
Neoliberal politikaların yarattığı yoksullaşma ve derinleşen sosyal eşitsizlikler ise ırkçılığı, ayrımcılığı ve yabancı düşmanlığını beslemektedir. Biz çalışanların karşı karşıya bırakıldığı bu bölünmüşlük, hak mücadelesini zayıflatmakta, toplumsal ve toplumlararası dayanışmayı tehdit etmektedir.
Bu çerçevede, hem yerel hem uluslararası sendikal hareketlerin üstlenmesi gereken rol hayati önem taşımaktadır.
Çalışanın örgütleri olan sendikaların savaşa karşı barışı savunması, demokratik hak ve özgürlükleri koruma yönünde ortak bir irade ortaya koyması, emekçilerin evrensel haklarını güvence altına alacak küresel bir dayanışmanın kurulması kaçınılmazdır.
Uluslararası sendikal kuruluşların, sosyal adalet, eşitlik ve toplumsal ilerleme taleplerinin güçlü savunucusu olması, günümüz koşullarında zorunluluk haline gelmiştir.
Bu doğrultuda, emek dünyasının içinde bulunduğu zorlukların aşılması, ancak demokratik değerlerin güçlendirilmesi, sosyal politikaların genişletilmesi ve barışın temel ilke olarak kabul edilmesiyle mümkün olacaktır.
Sendikalar, toplumların demokratikleşmesi ve sosyal adaletin tesis edilmesinde önemli bir role sahiptir. Bu bağşamda da çalışanların haklarının korunması, sendikal özgürlüklerin güvence altına alınması ve toplumsal ilerlemenin sağlanması amacıyla yerel ve uluslararası düzeyde güçlü bir dayanışmanın gerekliliğini bir kez daha vurgulamak isterim.
KTÖS barışın, eşitliğin ve sosyal adaletin var olduğu bir gelecek için, ortak çabalarımıza kararlılıkla destek vermeye devam edecektir. Başka bir dünya, başka bir Kıbrıs yaratmak mümkündür.
