Okullarda artan şiddet ve akran zorbalığı, eğitim sistemimiz açısından ciddi bir alarmdır. Şiddeti yalnızca çocuklara, ailelere veya öğretmenlere yükleyerek çözemeyiz. Sorun yapısaldır veçözüm de kamusal sorumluluk gerektirir. Bu mücadelenin en önemli ayaklarından biri, okullardaki psikolojik danışmanlık ve rehberlik hizmetlerinin güçlendirilmesidir.
Bugün İlköğretim Dairesi’ne bağlı 110 okulda, Kamu Hizmeti Komisyonu tarafından atanmış yalnızca 26 PDR öğretmeni görev yapmaktadır. Yaklaşık 850 öğrenciye bir rehber öğretmen düşmektedir.
Bu oran Avrupa, OECD, Türkiye ve Kıbrıs Cumhuriyeti’ndeki oranların çok gerisindedir. Böylesi açık bir ihtiyaç ortadayken soruyoruz: Yeni dönemde neden yalnızca 1 PDR öğretmeni için münhal açılmıştır?
Nazım Çavuşoğlu’na soruyoruz: Daha fazla kadro açmanıza kim engel oldu?
Geçmiş yıllarda televizyon programlarında ve Meclis kürsüsünde KTÖS’ü, ilkokullara rehber öğretmen istihdamını engellemekle suçladınız. Peki bugün size “yalnızca bir PDR öğretmeni alın” diyen KTÖS müdür? Değilse, bu kararın sorumlusu kimdir?
Eğitimin yükünü taşımak televizyonlarda dayanaksız bir şekildekonuşmakla değil, okulların gerçek ihtiyaçlarını karşılamakla mümkündür. Üstelik mesele yalnızca PDR öğretmeni eksikliği değildir.
Öğretmeni itibarsızlaştıran, eğitim emekçilerini hedef gösteren ve okullarda yaşanan her sorunun faturasını öğretmene kesen siyasal dil de şiddet iklimini beslemektedir. Öğretmeni yalnızlaştıran bir anlayış, okulu güçlendiremez. Öğretmeni hedef haline getiren bir siyasal dil ise yalnızca yanlış değil, aynı zamanda sorumsuzdur.
Okullardaki şiddetin nedenleri çok boyutludur. Rehberlik ve psikososyal destek hizmetlerinin yetersizliği, okul güvenliği ve altyapı sorunları, sosyo-ekonomik eşitsizlikler, sınav odaklı eğitim sistemi ve okul-aile iş birliğindeki eksiklikler sorunun önemli parçalarıdır.
Bu nedenle şiddeti yalnızca bir disiplin sorunu olarak görmek büyük bir yanılgıdır. Çözüm çocukları eğitim sistemini güçlendirmektir. Okullarda yeterli sayıda PDR öğretmeni istihdam edilmeli, sürekli psikososyal destek mekanizmaları kurulmalı, güvenli ve sağlıklı öğrenme ortamları oluşturulmalı ve çocuk merkezli eğitim politikaları hayata geçirilmelidir.
Aynı zamanda okul-aile sözleşmesinin hayata geçirilmesi artık ertelenemez bir zorunluluktur.
Okullarda şiddeti önlemek mümkündür. Bunun için hamasi söylemlere değil bilimsel verilere, suçlayıcı dile değil sorumluluk alan eğitim politikalarına ihtiyaç vardır. Bugün alınmayan her önlem, yarın daha ağır sonuçlarla karşımıza çıkacaktır.
Saygılarımızla.
Burak Maviş
KTÖS Genel Sekreteri
