Suskun kalmak dayatmaları kabul etmektir.

Türkiye’nin Kıbrıs ile ilgili asimilasyon ve entegrasyon planları sistematik bir biçimde hayata geçirilirken, bizleri yönettiğini iddia eden hükümet yetkilileri ve Kıbrıslı Türklerin egemenliğini ağzından düşürmeyenlerden hiçbir ses çıkmamaktadır.

1974 yılı sonrası hız kazanan asimilasyon ve entegrasyon politikaları, son dönemde TC yetkililerinin açıklamaları ile doruk noktaya varmıştır. TC Lefkoşa büyükelçisi vali gibi açıklamalar yaparken, TC elçilik yetkilileri köy köy gezmekte ve istedikleri her işe karışmaktadırlar.

22 Ocak tarihinde Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatı ile Afrika Gazetesi’ne yönelik linç girişimini organize eden elçilik yetkilileri, saldırganları hapiste ziyaret etmiş, tahliye edilmelerini sağlamış, aranan 9 zanlının yakalanmasını engellemiş, saldırganlara ceza veren hakime baskı yapılarak istifa etmesi sağlamış, linç hareketini engelleyen polis subayı Mağusa’ya sürülmüştür. Bunlar yapılırken, hükümet yetkilileri tam bir kukla misali sessiz kalarak, tüm bu baskılara onay vermişlerdir.

Son dönemde adamızın kuzeyindeki yasalar hiçe sayılarak, terörist suçlaması yapılan üniversite öğrencileri sınır dışı edilmeye başlandığı gibi, Türkiye üzerinden seyahat eden Kıbrıslı Türkleri gözaltına alıp, sorgulamak moda olmuştur. Bu da yetmezmiş gibi Afrika Gazetesi yazarlarına yönelik Türkiye’de dava açılması bardağı taşıran son damladır.

Türkiye’yi yöneten faşist zihniyetin demokrasiden insan haklarına saygıdan nasibini almadığı, yüzlerce masum insanı suçsuz yere hapse attığı gerçeği ortada dururken, şimdi de faşist dayatmalarını Kıbrıslı Türklere yöneltmiştir. Kıbrıs Cumhuriyeti’nin garantörü olan TC’nin Kıbrıslı Türklere yönelik başlattığı bu faşist baskılara yönelik olarak Hukukçu Başbakanımız Sn. Tufan Erhürman ne düşünmektedir?

Kıbrıslı Rumlara ve tüm dünyaya laf yetiştiren akademisyen Dışişleri Bakanımız Sn. Kudret Özersay ne düşünmektedir?

Kıbrıslı Türklerin egemenlik hakkı konusunda mangalda kül bırakmayan Maliye Bakanımız Sn. Serdar Denktaş ne düşünmektedir?

Demokrasi, insan hakları konusunda her zaman hassas olduğunu söyleyen Eğitim Bakanımız Sn. Cemal Özyiğit ne düşünmektedir?

KKTC’nin egemen bir devlet olduğunu savunan UBP Başkanı Hüseyin Özgürgün ne düşünmektedir?

Her olayda açıklama yapan ikinci Cumhurbaşkanı Sn. Mehmetali Talat ve III. Cumhurbaşkanı Sn. Derviş Eroğlu bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Yoksa bu konu sizi hiç ilgilendirmiyor mu? Bilinmelidir ki, suskun kalmak onay vermektir. Suskun kalmak dayatmaları kabul etmek, Kıbrıslı Türklerin siyasi iradesini çiğnetmektir.

Saygılarımızla,

 

                                                                                                                                     

                                                                                                         Şener Elcil

                                                                                                               KTÖS Genel Sekreteri