“Kadınların maruz kaldığı sömürü görmezden gelinmektedir”

Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası (KTÖS) Başkanı Emel Tel, geçtiğimiz günlerde bir kadının gece kulübünde hayatını kaybetmesiyle ilgili açıklama yaparak, “Gece kulüplerinde farklı isimler altında çalıştırılan kadınların maruz kaldığı insan hakları ihlalleri ve şiddet toplumsal bir sorunumuzdur” dedi.

Tel konuyla ilgili yazılı açıklamasında “Dansçı olarak adamıza getirilen kadınlar gece kulüplerinde ‘seks kölesi’ olarak çalıştırılmakta, sömürüye maruz kalmakta ve ancak ölüm haberleriyle gündeme gelmektedirler” ifadelerini kullandı.

“İnsan ticaretinin önlenmesiyle ilgili yasanın olmaması nedeniyle ülkemize eğlence sektörüne ‘dansçı’ statüsünde gelen kadınlar mağdur ve güvencesiz durumdadırlar” diyen Tel şöyle devam etti.

“Bu kadınların haklarını arayacakları herhangi bir yasal düzenleme de mevcut değildir. Kadınların uzun çalışma saatleri patronların keyfine göre düzenlenmiştir ve bu konuda etkin bir denetim sağlanamamaktadır. Yapılan sağlık kontrolleri ise yetersizdir.

Kölelik koşullarında çalıştırılan kadınlar kimlik ve seyahat belgeleri ellerinden alınarak, borçlandırılarak, şiddet yoluyla bedenlerini satmaya zorlanmakta ve her türlü insan hakkından mahrum bir hayat sürmeye itilmektedirler. Bu insanlık suçu ülkemizde de uzun bir süredir işlenmekte; ‘dansçı’ adı altında gece kulüplerinde çalıştırılmak üzere adaya getirilen kadınların maruz kaldığı sömürü görmezden gelinmektedir.”

Dili, dini ve etnik kökeni ne olursa olsun, her insanın adil ve eşit koşullarda yaşamaya ve çalışmaya hakkı olduğunu vurgulayan Tel, “Yaşanan ölümleri durdurmak, kadınları her türlü şiddete karşı korumak ve kadına şiddeti önlemek ve ortadan kaldırmak için bütüncül bir yaklaşımın benimsenmesi gerekmektedir. Kadına yönelik şiddet mağdurlarının korunması ve bunlara yardım edilmesi için kapsamlı çerçeve, politika ve önlemler geliştirmek hükümetlerin en önemli ödevi olmalıdır” ifadelerini kullandı.

İşte açıklamanın tam metni;

Geçtiğimiz gün Kıbrıs’ın kuzeyindeki gece kulüplerinde yine bir “şüpheli ölüm” gerçekleşmiştir. Dansçı olarak adamıza getirilen kadınlar gece kulüplerinde “seks kölesi” olarak çalıştırılmakta, sömürüye maruz kalmakta ve ancak ölüm haberleriyle gündeme gelmektedirler.

İnsan ticaretinin önlenmesiyle ilgili yasanın olmaması nedeniyle ülkemize eğlence sektörüne ‘dansçı’ statüsünde gelen kadınlar mağdur ve güvencesiz durumdadırlar. Bu kadınların haklarını arayacakları herhangi bir yasal düzenleme de mevcut değildir. Kadınların uzun çalışma saatleri patronların keyfine göre düzenlenmiştir ve bu konuda etkin bir denetim sağlanamamaktadır. Yapılan sağlık kontrolleri ise yetersizdir.

Kölelik koşullarında çalıştırılan kadınlar kimlik ve seyahat belgeleri ellerinden alınarak, borçlandırılarak, şiddet yoluyla bedenlerini satmaya zorlanmakta ve her türlü insan hakkından mahrum bir hayat sürmeye itilmektedirler. Bu insanlık suçu ülkemizde de uzun bir süredir işlenmekte; “dansçı” adı altında gece kulüplerinde çalıştırılmak üzere adaya getirilen kadınların maruz kaldığı sömürü görmezden gelinmektedir.

Kadınların yaşadığı cinsel, ekonomik ve fiziksel şiddet, devletin gereken yasal düzenlemeleri yapmaması, mahkemelerde adil kararlar vermemesi, bu suça ortak olup vergi alması, yardım ve yataklık etmesi ile pekiştirilirken, toplum da bu insanlık suçuna karşı yeterince ses çıkarmamaktadır. TC’nin alt yönetiminde köleliğin ekonomik bir faaliyet olarak görülmesi, orada ne varsa sizde de olacak zihniyetinin eseridir.

Gece kulüplerinde farklı isimler altında çalıştırılan kadınların maruz kaldığı insan hakları ihlalleri ve şiddet toplumsal bir sorunumuzdur. Dili, dini ve etnik kökeni ne olursa olsun, her insanın adil ve eşit koşullarda yaşamaya ve çalışmaya hakkı vardır. Bu hak hiçbir koşulda ve hiçbir güç tarafından ihlal edilemez.

Yaşanan ölümleri durdurmak, kadınları her türlü şiddete karşı korumak ve kadına şiddeti önlemek ve ortadan kaldırmak için bütüncül bir yaklaşımın benimsenmesi gerekmektedir. Kadına yönelik şiddet mağdurlarının korunması ve bunlara yardım edilmesi için kapsamlı çerçeve, politika ve önlemler geliştirmek hükümetlerin en önemli ödevi olmalıdır.