“Bizde ne varsa sizde de olacak”

Türkiye’nin müstemlekesi haline getirilen adamızın kuzeyinde, “bizde ne varsa sizde de olacak” siyasetine uygun olarak faşizan baskılar BEY YÖNETİMİ’ni aratmayacak noktaya gelmiştir.
Kitap okumanın, kitap ve yayın bulundurmanın yasak olduğu dönemler EOKA’nın faal olduğu altmış yıl önceki İngiliz müstemleke döneminde yaşanmıştır. Tam altmış yıl sonra Türkiye’nin müstemlekesi olduğumuz bu günlerde ayni durumla karşı karşıya bulunmaktayız. İlginç olan durum ise hükümet olma iddiası ile başımızda bulunan hükümetin başbakan ve başbakan yardımcısının hukuk ve uluslararası hukuk alanında anlı şanlı akademisyenler olmasıdır. Bununla beraber adamızın kuzeyinde on dokuz faal üniversite ve 102 bin üniversite öğrencisi vardır. Kitabın, kitap okumanın, yayın bulundurmanın tutuklanma gerekçesi olduğu bir ülkede eğitimden söz etmek, abesle iştigaldir.

Türkiye’nin müstemlekesi olduğumuz gerçeği, yapılan tutuklama sonrası hükümet edenlerin yaptığı aciz açıklamalardan ve hükümet olma uğruna rüyalar gören meclisteki muhalefetin Türkiye’ye yağ çekme adına suskunluğundan da bir kez daha yüzümüze vurulmuştur. Bu müstemleke rejiminde özgürlükler TC’nin asker sivil bürokratlarının izin verdiği oranda yaşanmaktadır. TC’nin atanmış memurlarının, bizim seçilmişlerimize emir verdiği bir düzende siyasal iradeden söz etmek mümkün değildir. Bunun en güzel örneğini 22 Ocak 2018 tarihinde Afrika Gazetesi’ne yönelik TC asker sivil memurlarının organize ettiği linç girişimi ve sonrasında yaşananlardan öğrenmiş bulunmaktayız.

Siyasi iradesi T.C. yetkilileri tarafından esir alınmış bir toplumun siyasi eşitliğini talep etmek ve esareti dayatanın garantörlüğünü istemek bizi sonsuz bir esarete mahkum edeceği gibi ülkemizin tamamının Türkiye’nin müstemlekesi olması demektir. Bu gerçekler ışığında esareti değil özgürlüğü ve ülkemizin bağımsızlığını isteyen herkesin T.C. müstemleke yönetiminin Kıbrıs Türk toplumuna layık gördüğü esaret hayatına ve bu kukla rejime sesini yükseltmesi şarttır. Türkiye yetkililerinin yerli işbirlikçilere organize ettiği kitap ve yayın bulundurma ile ilgili faşizan baskıyı temel insan haklarına yapılan bir saldırı olarak değerlendirirken konuyu uluslararası alana taşıyacağımızı vurgularız.
Saygılarımla.
Şener Elcil KTÖS
Genel Sekreteri