Kıbrıslıların ekonomik, sosyal ve kültürel kaynaşmalarına destek olunmalıdır

Adamızın taksimini hedefleyen 1974 yılı askeri müdahalesi sonrası açılan geçiş noktaları ile ilgili yaratılan tartışma hem güney hem de kuzey Kıbrıs’ta ayrılıkçı, taksimci çerçevelerin dayanışmasını açıkça ortaya koymaktadır.

Salgın hastalık bahanesi ile geçişlere kapatılan barikatların açılması gündeme geldiğinde buna tepki gösteren, güneydeki faşist ELAM partisi ile kuzeyde ayrılıkçılığı savunan faşist çevreler olmaktadır. Özellikle kuzeydeki kukla Hükümet ortaklarının bu konuyla ilgili tutumları ELAM ile örtüşmektedir. Başbakan Sn. Ersin Tatar sorumluluğu sağlık bakanına yıkarken, hükümet ortağı Sn. Kudret Özersay geçiş kapılarını açmamak için “devlet olma” argümanına sarılmaktadır. Bu tutum ile UBP-HP Hükümeti ırkçılık, şovenizm ve faşizmin tüm özelliklerini gösterdiği gibi taksimci, ayrılıkçı olduğunu da itiraf etmektedir. Güney Kıbrıs’tan salgın için gelen ilaç ve yardımlarla ilgili takınılan tutum da aynı anlayışın ürünüdür.

Kıbrıs’ın bir ada olması salgın döneminde ortak hareket edilmesi gerektiğini açıkça ortaya çıkarırken, güneydeki yönetimin yanlış bir siyasi kararla bazı geçişleri kapatmasına kuzeydeki yönetimin aynı yanlış kararla tüm kapıları kapatması salgın konusunda ortak mücadeleyi engellemiştir. Oysa yapılması gereken dış sınır kapılarını kapatıp, salgına karşı ortak mücadele geliştirmek olmalıydı. Bilindiği üzere salgın henüz bitmiş değildir. Bu noktada iki taraf da, geçiş kapılarının açılması için derhal harekete geçmeli ve Avrupa Birliği toprağı olan Kıbrıs’ta salgınla mücadelede ortak hareket ederek, Kıbrıslıların ada içinde seyahat özgürlüğünü engellemeden ekonomik, sosyal ve kültürel kaynaşmalarına destek olunmalıdır. Yasakçılık faşizmin, dikta heveslilerinin ve ırkçıların ortak özelliğidir. Faşist her yerde faşisttir.
Saygılarımla.

Şener Elcil
KTÖS Genel Sekreteri