Yarışmacı sınavların yıkımlarını eleştirmek yerine, değişim öneriyoruz!

İlkokul 5. Sınıflarda çağ nüfusu 3700 (3191/kamu okulları) civarındadır. Kolej sınavlarının ilk oturumuna 1978 ( 1729 kolej/249 ilahiyat) öğrenci kayıt oldu. Yarışmacı sınav sonucunda, Haziran ayında 620 öğrenci kolejlere kayıt hakkı kazanacak. Çağ nüfusunun % 53üsınava kayıt yaptırırken, sınava kayıt yaptıranların %31’i, çağ nüfusunun ise %17’si kolejlere kayıt hakkını kazanabilecek. İlahiyat kolejini dışarı çıkarıp oranlara yeniden bakarsak, bu oran %13,5 olur.

 

Yarışmacı sınavların yıkımlarını eleştirmek yerine, değişim öneriyoruz!

 

Kolejlere giriş ile ilgili çoktan seçmeli sınavın ilk oturumugerçekleşti. Çocukları yarıştıran bu sistemin kazananı olmayacağı gibi, bu sistem çocukları, öğrencileri ve okulları başarılı/başarısız diye ayrıştırmaya devam edecektir. Çocukların ilgi, yetenek, beceri ve potansiyellerine göre değerlendirilip, yönlendirilmesi gerektiğini arzu ettiğimizi belirtir, 2020-2021 eğitim öğretim yılı için Eğitim Bakanlığı’na bu yanlış uygulamadan vazgeçmesi için çağrımızı yineleriz.

Çocuk psikolojisi ve pedagojisine göre kullanılan çoktan seçmeli testlerin, öğrencilerin belli bir konu üzerinde düşünme, düşündüklerini yazılı ve sözlü olarak ifade etme, yaratıcılıklarını ortaya koyma, eleştirel düşünme, yorumlama, çözümleme ve konu üzerinde değerlendirmelerde bulunmasına olumsuz etki etmektedir. Kolej giriş sınavları eğitimde yozlaşmaya neden olmakta, öğretmenliği teknisyenliğe çevirmekte, aileleri yanlış tutumlar içine sürüklemekte ve çocuklara telafisi mümkün olmayacak ölçülerde travmalaryaşatmaktadır.

Çocukların % 83’ü kayıt hakkı kazanamayacak!

İlkokul 5. Sınıflarda çağ nüfusu 3700 (3191/kamu okulları) civarındadır. Kolej sınavlarının ilk oturumuna 1978 ( 1729 kolej/249 ilahiyat) öğrenci kayıt oldu. Yarışmacı sınav sonucunda, Haziran ayında 620 öğrenci kolejlere kayıt hakkı kazanacak. Çağ nüfusunun % 53’ü sınava kayıt yaptırırken, sınava kayıt yaptıranların %31’i, çağ nüfusunun ise %17’si kolejlere kayıt hakkını kazanabilecek. İlahiyat kolejini dışarı çıkarıp oranlara yeniden bakarsak, bu oran %13,5 olacaktır. 31 öğrencinin başvurduğu Lefke Gazi Lisesi’ne başvuranların 25’i, 249 öğrencinin başvurduğu İlahiyat Koleji’ne ise 120 öğrencinin alınacak olması ölçme değerlendirme sisteminin yanlışlığını ortaya koymaktadır.

Buna göre %83 oranında öğrenci, kolejlere kayıt hakkı olmamasına rağmen, bu yarışın stresini sınıfları içinde hissetmektedir. Şu an ki sistem çoğunluğun ilgi, beceri ve yeteneklerini görmezden gelerek, %16’nın kayıt hakkı kazanabileceği çoktan seçmeli sınavlara endekslenmiştir.

Kolejlerin temel amacı yabancı dil öğretimi olmalıdır

Kolejlerin kuruluş felsefesi yabancı dil öğretimi ve 3. Dünya ülkelerine öğrenci göndermek maksatlı olmasına rağmen dayatma bir felsefe ile açılan İlahiyat koleji ve sistem içerisinde oluşturulan “ÖSYS” sınıfları bu felsefenin dışına çıkarak kolej eğitim programlarının hedefini anlamsızlaştırmıştır. V. Eğitim şurasında alınan kararlar doğrultusunda ilahiyat kolejinin programı laik ve bilimsel bir anlayışa dönüştürülmeli ve “ÖSYS” sınıfları uygulamasından vazgeçilmelidir. Yabancı dil öğretimi, tüm okullar içinde takip edilen bir eğitim programına dönüştürülmelidir.

Çocuklar psikolojik, aileler ekonomik olarak yıpranmaktadır

Kolej giriş sistemi aileleri ekonomik olarak yıpratmakta, öğrenci nüfusunun 1/7’sinin faydalanabileceği bir sisteme milyonlar akıtmaktadırlar. Dershanelere ve özel derslere giden öğrenci oranın (3/4/5.sınıf) 3500 ile 4000 arasında olduğu belirtilmektedir. Yıllık dershane ücretlerinin 6000 TL olduğunu gerçeğinden hareket edersek toplamda 21 milyon ile 24 milyon arası bir rantpiyasası oluşmuştur. Taşımacılık ve yemek hizmeti ile bu rakam 32 milyona ulaşmaktadır. Bununla birlikte A-Level, IGCSE,  GCE’lere hazırlananlar, ek özel ders alanlar, Grade’lere hazırlananlar ve üniversiteye hazırlananları da hesaba katarsak, özel derslere harcanan miktarların korkunç boyutlara ulaştığını ve kayıt dışı ekonominin bir parçası olduğunu görürüz.

Kolej giriş sistemine alternatif olabilecek olan V. Eğitim Şurası’nda alınan kararlara dikkat çekmek istiyoruz:

“Öğrencilerin yönlendirilmesi; toplumsal ihtiyaçları da gözetecek şekilde değişen ve gelişen yaşam şartlarında bireyin çevresi ve olanakları hakkında bilgi edinmesi, kendisini tanıması ve geleceğini planlaması için doğru kararlar vermesine yardımcı olacak ilgi, istek ve becerileri esasına göre yapılmalıdır. Bu esas kapsamında öğrencilerin yönlendirilmesi şu temel ilkelere göre düzenlenmelidir:

a. Yönlendirme, tüm öğrencileri kapsayacak şekilde olmalıdır.

b. Yönlendirme, öğrencinin okula ve topluma uyumunu sağlamakla başlayıp, onun eğitimini bilinçli bir çizgide sürdürmesini hedefleyen, geleceğini belirleyecek meslek seçimine kadar varan geniş bir yelpazeyi içermelidir.

c. Yönlendirme, rehberlik hizmetinin ayrılmaz bir parçası olarak kabul edilip okul öncesinden başlayarak tüm eğitim kademeleri boyunca devam eden bir süreçtir. Bu kapsamda okul öncesi ve ilkokullar da dahil olmak üzere tüm öğretim kademelerinde Psikolojik Danışman ve Rehberlerin görev alması sağlanarak rehberlik hizmetleri güçlendirilmelidir.

d. Yönlendirme, ülke sınırları ile sınırlandırılmadan,ülkemizin yaşaması muhtemel her türlü değişim ve gelişim dikkatle izlenerek ulusal ve uluslararası düzeyde ortaya çıkabilecek gelişmeleri dikkate almalıdır.

e. Öğrenciyi merkeze alan ve onunla ilgili her kesimin ortak anlayışını içeren demokratik ve insancıl bir yapıda olmalıdır.

f. Yönlendirme; akademik, zihinsel, sosyal ve psikolojik yönlerinden hiçbirini ihmal etmeden, öğrenciyi tüm yönleriyle tanımayı ve geliştirmeyi amaçlamalıdır.

5. Yukarıda belirtilen “yönlendirme” ilke ve esaslarından hareketle öğrencilerin kademeler arasında geçişlerinde; yarışmacı bir anlayışla yürütülen müfredat odaklı sıralama sınavları yerine, beceriye dayalı düzey belirleme amaçlı çok boyutlu ölçme-değerlendirme teknikleri ile toplanan bilgilerin kullanılması sağlanmalıdır.”

Özetle “Güzel Sanatlar ve Kolej programlarına 6.sınıftan itibaren başlanmasına devam edilmelidir; kolejlerde sadece GCE, IGCSE ve A-Level programları uygulanmalıdır; ilkokul sonrasında kolejlere giriş yanında ortaokullardaki farklı program koridorlarıyla yaratılacak yatay ve dikey geçişlerle kolejlere girmede fırsat eşitliğinin yaratılmalıdır; kolejlerin mevcut yapısının güçlendirilmesi ve sürdürülebilir olmayan bugünkü kolejlere giriş sisteminin çağdaş anlayışlara uygun bir şekilde kademeli olarak değiştirilerek süreç temelli bir değerlendirme sistemi ile öğrencilerin ilgi, istek ve yeteneklerine göre yönlendirilmesinin sağlanmalıdır; İlahiyat Koleji’nin programı değiştirilmelidir.”

Çocuk odaklı düşünelim

Kolej giriş sınavlarının kaldırılması talebi kesinlikle bu okulların kapatılması anlamına gelmemektedir.Yabancı dil öğretimine ağırlık veren kolej müfredatı devam etmelidir ve kamusal eğitim içerisinde yaygınlaştırılarak daha fazla çocuğumuzun bu fırsata ulaşması için gerekli düzenlemeler yapılmalıdır.

Öğrencilerimizin kolejlere ve kolej müfredatına geçişi için çağdaş ve bilimsel düzenlemeler derhal hayata geçirilmeli; kolej müfredatı çağ nüfusunun daha yüksek oranda ulaşabileceği bir şekilde yaygınlaştırılmalı; mevcut kolej giriş sistemine alternatif yöntemler tüm paydaşların katılımıyla tartışılmalıdır. Çocuklarımızın yarışacağı değil, çocuklarımızın eşit şekilde ulaşabileceği bir kolej giriş sistemi istiyoruz.

Değişim için biz elimizi taşın altına koymaya hazırız. Dünyayı yeniden keşfetmemize gerek yoktur. Sendikamızın önerileri ve eğitim şurasında alınan kararlar ile öğrencilerimiz bu stresten kurtulacak, yaparak yaşayarak öğrenme ilkesini ön planda tutarak eğitim hayatlarını yönlendirebileceklerdir.

Saygılarımızla.

Burak Maviş

KTÖS Eğitim Sekreteri