Şeyhler, müritler ve dervişler ülkesi olmayacağız!

Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası (KTÖS) ve Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası (KTOEÖS) “Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı ile Kamu Hizmeti Komisyonu’nun Anayasa ve Milli Eğitim Yasasına aykırı öğretmen ataması yaptığı ve okullarda gericilik ve yobazlığın yaygınlaştırılmak istenmesine seyirci kaldığı” gerekçesiyle her iki kurumun önüne siyah çelenk bıraktı. KTÖS ve KTOEÖS Başkan ve üyeleri bugün saat 10.15’te ilk olarak Kamu Hizmeti Komisyonu önüne giderek basın açıklaması yaptı ve bir okula Elçilik vasıtasıyla yasaya aykırı olarak türbanlı öğretmen atandığını belirterek , bunu protesto etti ve siyah çelenk bıraktı.

Daha sonra saat 11.00’de Millî Eğitim Bakanlığı önünde basın açıklaması yapan sendika yetkilileri “Anayasa ve Eğitim yasasına aykırı öğretmen ataması ile bazı okul ve beldelerdeki gericilik ve yobazlığa yönelik uygulamalar” olduğu gerekçesiyle bakanlığı protesto etti, siyah çelenk bıraktı.

KTÖS Genel Sekreteri Şener Elcil eylemlerde yaptığı konuşmada, bir utancı protesto etmek için toplandıklarını belirterek, aydınlık Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yaptığı uygulamanın tekke ve zaviyeleri kapatarak gericilikle yobazlığa karşı mücadele başlatılması olduğunu hatırlattı.

“Türkiye’nin bugün Suudi Arabistan krallığı şeklinde yönetilmeye ve devlete kara çarşaf giydirmeye çalışıldığını” söyleyen Elcil, “Bizde ne varsa sizde de olacak” denilerek aynı uygulamaların KKTC’de de hayata geçirilmeye çalışıldığını ileri sürdü. Türkiye’nin artık tarikatlar tarafından yönetilir hale geldiğini, faşist uygulamalarla, gazetecilerin, aydınların yargılanıp hapse atılmak istendiğini savunan Elcil, KKTC’nin de “kuklaya” dönüştürülmek istendiğini vurguladı.

Tarihte ilk kez bir okula türbanlı öğretmenin sorgusuz-sualsiz atamasının yapıldığını belirten Elcil, buna karşın ne KHK’nın ne de Millî Eğitim ve Kültür Bakanlığının sorumluluğu üstlenmediğini, suçu birbirine atmakta olduğunu ifade etti.

Elcil, dini birtakım unsurların eğitim verecek kişinin üzerinde yer almasının KKTC yasalarında bulunmadığını belirterek, “Gericilik ve yobazlık kanser gibidir…Yavaş yavaş tüm vücudu yok eder” ifadelerini kullandı. Kıbrıs Türk öğretmeninin duyarlı ve aydın olduğunu vurgulayan Elcil, Kıbrıs Türk toplumunun bu ve benzeri tarikatlaşmanın önünü açan uygulamalara izin vermeyeceğini, KKTC’nin şeyhler, müritler ve dervişler ülkesi olmayacağını kaydetti.

Eğitim bakanlığının genelge yayınlayarak okullardaki 10 Kasım kutlamalarına ailelerin, öğrencilerin ve öğretmenlerin katılması çağrısında bulunmasını da eleştiren Elcil, “iki yüzlü politikaları yapanların yakalarında Atatürk rozeti, beyinlerindeyse gericilik ve Erdoğan korkusu bulunduğunu” savundu. Elcil, Alsancak’ta da -yasalara aykırı olmasına rağmen- velilere para verilerek evlerde Kuran kursları verildiğini ve bunun bilinmesine rağmen ses çıkarılmadığını belirtti. Elcil, Kıbrıs Türk toplumunun Misakı Milli sınırları dışında Atatürk ilke ve inkılaplarını benimseyen ilk toplum olduğunu hatırlatarak, Kıbrıs’ta gericiliğin mezhep yoluyla enjekte edilmeye çalışıldığını söyledi.

KTOEÖS Başkanı Selma Eylem de konuşmasında Anayasa ve Milli Eğitim Yasasına aykırı öğretmen atamasını protesto ettiklerini, öğretmen sendikalarının çağdaş, laik, demokratik eğitim mücadelesinin devam edeceğini bildirdi.

Basın Açıklamasının tamamı:
Anayasamızın 1. maddesi devletin demokrasi, sosyal adalet ve hukukun üstünlüğüne dayalı laik bir Cumhuriyet olduğunu, milli eğitim yasamızın 5. maddesi ise bu doğrultuda bu devlet yapısını koruyan ve geliştiren yurttaşlar yetiştirmeyi belirler. Bu yurttaşları yetiştirecek öğretmenlerimizin atamaları kamu hizmeti komisyonunca yapılır.
Kamu Hizmeti Komisyonunun Anayasa ve Milli Eğitim Yasamıza aykırı
atama yapması kabul edilebilir bir durum değildir.

Bu atama AKP iktidarının ideolojisi doğrultusunda elçiliğin kamuda yeni bir istihdam biçimi yaratma dayatmasıdır. Bu dayatmayla elçilik ülkemizde siyasal İslam’ın kadrolaşmasını sağlamayı ve dini sembollerle toplumu bölmeyi hedeflemektedir. Konu, kılık kıyafet konusu değildir. Konu ilahiyat kolejiyle, din işleri yasası, dairesiyle, vakıflar, dernekler, tarikatlar, yurtlar, kuran kurslarıyla, görevlendirme öğretmen getirme dayatmasıyla sistematik dönüştürme hamleleridir. Türkiye’ye bugün bakıldığında AKP iktidarının yıllardır sürdürdüğü tekçi, mezhepçi ve kendine özgürlükçü politikalarıyla şekillendirmeye zorladığı toplum modeli açıkça görülmektedir. Din, vicdan, inanç ve düşünce özgürlüğünü güvence altına alan laiklik, demokrasi ve çoğulculuk ilkesi ihlal edilmekte, zorunlu din derslerinin hak ihlali olduğuna dair AİHM kararları yok sayılmakta, uygulanmamaktadır. Hukukun üstünlüğü, laiklik ve inanç özgürlüğüyle ilgili evrensel değerlerle barışık olmayan ve bu ilkeleri tanımayan AKP iktidarı siyasal İslamcı tahakküm siyaseti gütmektedir. Anayasayla belirlenmiş tüm vatandaşlarına eşit kamusal hizmet yerine, tek bir dini, mezhebi beslemekte desteklemekte kollamakta, dayatmaktadır.
Eğitimi dini referanslara göre düzenlemiş, tüm okulları kız veya erkek imam hatip haline dönüştürüp eleştirel, akla ve bilime dayalı eğitimden uzaklaştırmıştır.
Çağdaş, demokratik gelişmiş ülkelerde kamu hizmetlerinin dinselleştirilmesi ve mezhepleştirilmesi mümkün değildir. Dinsel ve inançsal alan o dinin ve inanç gruplarının kendi özel alanlarına bırakılır. Devlet, kendi dini eğitimlerini kendi maddi imkânlarıyla sağlayan tüm bu kurumları denetlemekle, tarafsız olmakla ve inanç özgürlüğünü, inanma ve inanmama hakkını korumakla yükümlüdür. Devlet, bir dini finanse etmez. Her dinin kendisini nasıl finanse ettiğini şeffaflık ilkesi gereği denetler. Devlet, dinler hakkında bilgilendirici olan dersin kültür olarak isteğe bağlı olacak şekilde verilmesini sağlar. Bu anlayıştan uzak AKP iktidarı ülkemizde de siyasi, sosyal ve ekonomik dayatmalarla ve elçilik aracılığıyla Türkiye’de yarattığı düzeni ülkemize de empoze etmeye çalışmaktadır.
Özgürlük diyerek kılık kıyafet konusunda başlatılan süreç bugün en etkili araç olan eğitimde siyasal İslam dayatmasıyla gerici dinci muhafazakâr kadına, çocuğa, özgürlüklere değer vermeyen, yok sayan bir toplum modeli yaratma hedefine dönüşmüştür.
Bizler KTOEÖS ve KTÖS olarak yıllardır ülkemizde gelecek nesillerimizin çağdaş bilimsel temelde laik demokratik kamusal eğitimi için mücadele etmekteyiz. Bizleri Türkiye düşmanı veya Rumcu diye nitelendirenler bilmelidirler ki bizler Atatürk ilke ve devrimleri çerçevesinde, çağdaş, laik, bilimsel eğitim ve toplum yapısında olan Türkiye’nin, yurtta ve dünyada barışı savunan Türkiye’nin destekçisiyiz.
Bizler ülkemizde çözüm, barış için çağdaş, laik eğitim ve toplum yapısı için mücadeleden vazgeçmeyeceğiz.
Tüm toplumumuzu, siyasi parti ve sivil toplum örgütlerimizi
birlikte mücadeleye davet ederiz.

KTOEÖS KTÖS