Sendikalardan Başbakanlığa potin kutulu protesto

Adamızın kuzeyinde son 20 aylık sürede yaşanan UBP-DP hükümeti kadersizliği tarihe kara bir leke olarak kaydedilecektir.

Ülkede yaşamayan, bir geceliğine sırf kumar oynamak ve turistik gezi için uğrayanlara bile vatandaşlıklar verilmiştir. Bu vatandaşlıkların esas amacı tamamen demografik yapıyı değiştirmek ve koltukta oturmaya devam etmektir. UBP-DP Hükümeti bu dönemde en çok yandaşlara ve partililere rant sağlamak ve çeşitli rüşvet iddiaları ile anılmıştır. Seçim yasaklarının başlayacağı tarihe yakın şaibeli kırsal kesim arsaları dağıtımı en bariz örneklerden biridir.

20 aylık UBP-DP Hükümeti, emeğe, demokratik değerlere Kıbrıslı Türklerin barış ve adalet istencine düşman politikalarla hafızalarda yer alacaktır. Geçtiğimiz yıl sendikalaşma ve Toplu İş Sözleşmesi talebiyle örgütlenen CAS çalışanlarını, yasalara ve temaüllere aykırı şekilde 32 çalışanı açlığa ve yoksulluğa mahkum eden bu zihniyeti unutmadık, unutturmayacağız.

Tüm bu partizanlık, adaletsizlik ve hukuksuzluklar devam ederken ortaya çıkan boşanma davası ile toplumun bilgisine gelen Başbakan Hüseyin Özgürgün’e ait bankalardaki milyonlarca dolarlık hesaplarla ilgili Sn. Özgürgün’ün sessizliğini koruması, adamızın kuzeyindeki idari yapının nasıl kokuştuğunu açık bir şekilde ortaya koymaktadır.

Rüşvet, yolsuzluk ve adam kayırma ile adı eşleşen bu hükümetin başının hesaplarında milyonlarca dolar bulunması ve kaynağın ne olduğuyla ilgili açıklama yapılmaması tüm bakanları ve hükümet yetkililerini şaibe altında bırakmaktadır. Boşanma davası olmasa bu konu “dedikodudan” öteye gitmeyecekti. Bu noktada başta Sn. Hüseyin Özgürgün olmak üzere tüm bakanların ve birinci derece yakınlarının mal beyanında bulunmaları toplumun beklentisidir. Seçimlere gidilen bu dönemde mal beyanında bulunmak şeffaflık, objektiflik ve hesap verilebilirlik adına “adil” bir yönetimin gerekliliğidir. Toplumun beklentisi karşısında hiçbir açıklama yapma gereği duyulmaması toplumu hiçe saymak hatta aşağılamak anlamı taşımaktadır.

Başbakanın hesaplarında gündeme gelen milyonlarca dolarlık kaynağı belirsiz para, ülke siyasetinde seçimlerde oy satın almayı da alışkanlık haline getirenlerin işine yarayan önemli bir kaynak oluşturmaktadır. Kaynağı belirsiz paralarla oy satın alma meclis gündemine bile gelen bir konu iken, boşanma davası ile ortaya çıkan Başbakan Hüseyin Özgürgün’ün hesaplarındaki milyonlarca dolar, devletin avukatı durumunda olan Ombudsman’ı harekete geçirmeliydi.  Merkez Bankası yetkililerinin bu konuda sessiz kalmaları da kamu yararına olan bu kurumun kişilerin yararına dönük kullanılmasını destekler niteliktedir. Seçimlerde bu paralarla oy satın alma konusu seçimlerdeki iradeyi şaibeli hale getirmek için yeterli görülmeliydi.

Toplumsal yarar açısından mali polisi, Başsavcılık’ı ve Ombudsman’ı bu konuyla ilgili derhal soruşturma açmaya, Merkez Bankası’nı da bu yüksek miktardaki kaynağı belirsiz paralara el koymaya davet ederiz. Seçime gidilen bu dönemde halkımıza çağrıda bulunarak, objektif, şeffaf ve hesap verebilir olmaktan uzak siyasetçilere rağbet etmemeleri tavsiyesinde bulunuruz.

Destek veren örgütler:

KTÖS, KTOEÖS, KTAMS, ÇAĞ-SEN, DEV-İŞ, KOOP-SEN, DAÜ-SEN, BES, BASIN-SEN

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir