KTÖS, Meclis önünde eylem gerçekleştirdi.

Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası, meclis önünde eylem gerçekleştirdi.

KTÖS Genel Sekreteri Şener Elcil ise yaptığı konuşmada, hükümetin yaptığı bazı yanlışları toplum ile paylaşmaktan sürekli kaçındığını söyledi.

Devlet giderlerinin son 11 aydır Türkiye’den bir tek kuruş katkı alınmadan yerel gelirlerden karşılandığını, bunu iyi bir gidişat olduğunu kaydeden Elcil, ancak garantör ülke olarak Türkiye’nin ödemesi gereken, son 10 ayda 280 milyon TL’yi bulan güvenlik ve savuma harcamalarının, Devletin sırtına yüklendiğini ileri sürdü. Elcil, “Bu kabul edebileceğimiz bir olay değildir. Bu gerçeği toplumla paylaşmaktan kaçıyorlar. Bu basın toplantısının düzenlenmesinin temel sebebi de bu sorunları ortaya koymaktır” dedi.

Elcil, ülkedeki sendikalara da bildiri sendikacılığı yapmaktan vazgeçmesi çağrısında bulundu.

 

Açıklamanın tamamı:

Göreve geldiği on bir aydan bu yana Türkiye’nin ambargosu nedeni ile somut icraat ortaya koyamayan dörtlü koalisyon hükümeti, toplum önüne çıkıp, gerçekleri paylaşmaktan da ısrarla kaçmaktadır.

Her soruna geçici çözümlerle yanıt vermeye çalışan dörtlü hükümet, gerçekleri gizleyerek bir yere varamayacaktır. Özellikle;

Adamızın kuzeyine sistematik nüfus taşınarak vatandaşlık verilmesi ile ilgili hükümet somut bir duruş gösterememektedir. Daha çok nüfus daha çok bütçe harcaması gerektirdiğinden, yığılan nüfusun mali yükü Kıbrıs Türk Toplumunun sırtına yüklenmektedir.
Türk Lirası kullanımı nedeni ile son üç yılda çalışanların döviz bazında alım gücü %63 gerilemiştir. Çalışanların cebinden çalınan bu para, Türkiye’ye aktarılmaktadır. 1975 yılından beri Türk Lirası kullanımı nedeni ile Türkiye’ye devalüasyon vergisi ödemekteyiz. Bu kısır döngü ortadan kaldırılmalıdır. Bunun için stabil bir muhasebe birimi olan Euro’ya geçilebileceği gibi Türk Lirası’nın eriyerek sebep olduğu hayat pahalılığı, eşel mobil sistemi ile her ay maaşlara yansıtılmalıdır.
Türkiye ekonomisinin aşırı dış borçlanma yüzünden girdiği ekonomik kriz nedeni ile mevduat faizlerinin artırılması, Türk Lirası’nı kullanan bizleri de çok zor bir duruma sokmuştur. Borçlar artan faizler nedeni ile ödenemeyecek noktaya hızla gelmektedirler. Bizler artan faiz oranları ile birlikte Türkiye’ye faiz vergisi de vermekteyiz. Merkez Bankası halkımızın faiz artırımı ile Türkiye’ye faiz vergisi vermesine göz yumarken, kooperatiflere üvey evlat muamelesi yapmaktadır. Bu da yetmezmiş gibi hükümet ve Merkez Bankası’nın başındaki TC’li müdür, Türkiye’nin Kuzey Kıbrıs’taki şube bankalarının mevduatları Türkiye’ye kaçırmasına çanak tutmaktadırlar
Dörtlü koalisyon hükümeti eğitim ve sağlık alanlarında da somut adımlar ortaya koymamıştır.

Tüm bu olumsuzluklardan daha da önemlisi, dörtlü koalisyon hükümeti, Türkiye’den tek bir kuruş para almadan on bir aydan beri yerel kaynaklarla tüm harcamaları karşıladığı gibi, garantör ülke Türkiye’ye ait savunma bütçesini de çalışanların hayat pahalılığını vermeyerek ve asgari ücreti artırmayarak ödemektedir. Bu gerçek ortada dururken, bize “besleme” diyenlerin kendi askerini bile ödememeleri ve bize ambargo uygulamalarını dörtlü hükümetin toplumla paylaşmamasını kabullenmek mümkün değildir. Türkiye’den para almamak, emir de almamayı gerektirir. Bir yandan yığılan nüfusun giderlerini ve askeri harcamaların giderlerini Kıbrıs Türk Toplumunun sırtına yıkılması karşısında sessiz kalmak teslimiyettir. Özellikle bu giderleri karşılamak için çalışanların maaş ve ücretlerine göz dikilmesini asla kabul etmiyoruz.

Dörtlü hükümeti buradan uyarırken toplum önüne çıkıp, bu gerçekleri açıkça paylaşmaları çağrısı yapmayı toplumsal bir görev bilmekteyiz.

Emir alarak, hükümetçilik yapmak kuklalığı kabul etmektir. Bu çerçevede hükümetin nüfus aktarımı, faizler, maaş-ücretler konusunda izlediği yanlış uygulamalarla  ilgili olarak önümüzdeki haftadan başlamak üzere grev dahil eylemlere gideceğimizi kamuoyuna duyururuz.