KTÖS: “Akıncı yapılan siyasi saygısızlığa karşı durursa destek vereceğiz”

Kıbrıs Cumhuriyeti’ni elinde tutan Kıbrıs Rum liderliği ile adamızın kuzeyini 1974 yılından beri koloni haline getiren Türkiye arasındaki gizli dayanışma New York’taki Birleşmiş Milletler toplantısında yapılan gizli görüşmelerle ifşa olmuştur.

1977-1979 Zirve Antlaşmaları çerçevesinde adadaki bölünmeye çözüm bulmakla ilgili çabaların Crans Montana’da çıkmaza girmesi, aslında yine bu ikilinin eseridir. Kıbrıs’ta çözüm istemeyip zamana oynayan Türkiye ile Kıbrıs Cumhuriyeti’ni elinde tutup paylaşmak istemeyen Rum liderliğinin zamana oynama anlayışı Crans Montana’daki başarısızlığın temel sebebidir. “Çözüm ister görünüp zamana oynamaya” dayalı bu oyunda gidilecek yer kalmadığı için Türkiye ile Kıbrıs Rum tarafı gizli gizli görüşmektedirler. Konu ile ilgili Sn. Akıncı çekingen bir üslupta tepkisini ortaya koyarken, siyasi partilerimizin ve milliyetçilikte mangalda kül bırakmayan örgütlerimizden ise “tıs” çıkmamaktadır. Türkiye yetkililerinin Kıbrıslı Türklerin siyasal iradesine saygısızlığının boyutlarının geldiği durumu ortaya koyması açısından bu olay ibret vericidir. Kıbrıs Cumhuriyeti’ni Kıbrıslı Rumların sahiplenmesine 4 Mart 1964’te 186 sayılı Birleşmiş Milletler kararına onay vererek kabullenen Türkiye, Kıbrıs’la ilgili izlediği ikiyüzlü siyasetini bir kez daha göstermiştir. Kıbrıs Cumhuriyeti adına uluslararası alanda yapılan sportif ve kültürel etkinliklerde Kıbrıslı Rumlarla işbirliği yapan fakat Kıbrıslı Türkleri de siyasi rehine olarak tutup, uluslararası alana çıkmalarını engelleyen Türkiye, Kıbrıslı Türk toplumunu bir hiç olarak görmektedir.

Bu gerçekler ışığında Sn. Mustafa Akıncı yapılan siyasi saygısızlığı daha keskin bir şekilde protesto etmeli ve toplumu arkasına alarak çözüm konusunda irade ortaya koymalıdır. Bu mücadele Kıbrıs Türk toplumunun varoluş mücadelesidir. Bizim yok sayılmamızı kabullenmediğimizi vurgularken, toplumun varoluşuna yapılan saldırıya karşı Sn. Mustafa Akıncı’nın yapacağı karşı duruşa destek vereceğimizi de ortaya koyarız. Toplum lideri olmak panayır panayır gezmek ve faşist saldırılara maşa olanların eko günlerine gitmek demek değildir. Toplum lideri olmak, toplumun yok oluşuna çanak tutanlara karşı çıkmayı gerektirir.

Saygılarımızla.