Kolej giriş sistemini ‘çocuklarımız için’ değiştirmeliyiz

İlkokul 5. Sınıflarda çağ nüfusu 3700 (3218/kamu okulları)civarındadır. Kolej sınavlarının ilk oturumuna 2107 öğrenci kayıt oldu. Yarışmacı sınav sonucunda, Haziran ayında 595 öğrenci kolejlere kayıt hakkı kazanacak. Çağ nüfusunun % 57’si sınava kayıt yaptırırken, sınava kayıt yaptıranların %28’i, çağ nüfusunun ise %16’sı kolejlere kayıt hakkını kazanabilecek. İlahiyat kolejini dışarı çıkarıp oranlara yeniden bakarsak, bu oran %13 olur.

Yarışmacı sınavlar ile geri dönüşü olmayan yıkımlar yaratıyoruz!
 
Kolejlere giriş ile ilgili çoktan seçmeli sınavın ilk oturumugerçekleşti. Çocukları yarıştıran bu sistemin kazananı olmayacağı gibi, çocukları, öğrencileri ve okulları başarılı/başarısız diye ayrıştıracaktır. Çocukların ilgi, yetenek, beceri ve potansiyellerine göre değerlendirilip, yönlendirilmesi gerektiğini arzu ettiğimizi belirtir, 2019-2020 eğitim öğretim yılı için Eğitim Bakanlığı’na bu yanlış uygulamadan vazgeçmesi için çağrımızı yineleriz.
 
Çocuk psikolojisi ve pedagojisine göre kullanılan çoktan seçmeli testlerin, öğrencilerin belli bir konu üzerinde düşünme, düşündüklerini yazılı ve sözlü olarak ifade etme, yaratıcılıklarını ortaya koyma, eleştirel düşünme, yorumlama, çözümleme ve konu üzerinde değerlendirmelerde bulunmasına olumsuz etki etmektedir. Kolej giriş sınavları eğitimde yozlaşmaya neden olmakta, öğretmenliği teknisyenliğe çevirmekte, aileleri yanlış tutumlar içine sürüklemekte ve çocuklara telafisi mümkün olmayacak ölçülerde travmalar yaşatmaktadır.

Çocukların % 84’ü kayıt hakkı kazanamayacak!
İlkokul 5. Sınıflarda çağ nüfusu 3700 (3218/kamu okulları)civarındadır. Kolej sınavlarının ilk oturumuna 2107 öğrenci kayıt oldu. Yarışmacı sınav sonucunda, Haziran ayında 595 öğrenci kolejlere kayıt hakkı kazanacak. Çağ nüfusunun % 57’si sınava kayıt yaptırırken, sınava kayıt yaptıranların %28’i, çağ nüfusunun ise %16’sı kolejlere kayıt hakkını kazanabilecek. Buna göre %84 oranında öğrenci kolejlere kayıt hakkı olmamasına rağmen, bilfiil bu yarışın stresini sınıfları içinde hissetmektedir. Şu an ki sistem çoğunluğun ilgi, beceri ve yeteneklerini görmezden gelerek, %16’nın kayıt hakkı kazanabileceği çoktan seçmeli sınavlara endekslenmiştir.

Kolejlerin temel amacı yabancı dil öğretimi olmalıdır
Kolejlerin kuruluş felsefesi yabancı dil öğretimi ve 3. Dünya ülkelerine öğrenci göndermek maksatlı olmasına rağmen dayatma bir felsefe ile açılan İlahiyat koleji ve sistem içerisinde oluşturulan “ÖSYS” sınıfları bu felsefenin dışına çıkarak kolej eğitim programlarının hedefini anlamsızlaştırmıştır. V. Eğitim şurasında alınan kararlar doğrultusunda ilahiyat kolejinin programı laik ve bilimsel bir anlayışa dönüştürülmeli ve “ÖSYS” sınıfları uygulamasından vazgeçilmelidir. Yabancı dil öğretimi, tüm okullar içinde takip edilen bir eğitim programına dönüştürülmelidir.
Çocuklar psikolojik, aileler ekonomik olarak yıpranmaktadır
Kolej giriş sistemi aileleri ekonomik olarak yıpratmakta, öğrenci nüfusunun 1/7’sinin faydalanabileceği bir sisteme milyonlar akıtmaktadırlar. Dershanelere ve özel derslere giden öğrenci oranın 1500 ile 2000 arasında olduğu belirtilmektedir. Yıllık dershane ücretlerinin 6000 TL olduğunu gerçeğinden hareket edersek toplamda 9 milyon ile 12 milyon arası bir rant piyasası oluşmuştur. Taşımacılık ve yemek hizmeti ile bu rakam 15 milyona ulaşmaktadır. Bu rakamın sadece 5. Sınıf öğrenci ailelerinin cebinden çıktığını düşünürsek, kolejlere ön hazırlık yapan 3. Ve 4. Sınıf öğrencileri, A-Level, IGCSE,  GCE’lere hazırlananlar, ek özel ders alanlar, Grade’lere hazırlananlar ve üniversiteye hazırlananları da hesaba katarsak, özel derslere harcanan miktarların korkunç boyutlara ulaştığını ve kayıt dışı ekonominin bir parçası olduğunu görürüz.
Kolej giriş sistemine alternatif olabilecek olan V. Eğitim Şurası’nda alınan kararlara dikkat çekmek istiyoruz: 
 
“Öğrencilerin yönlendirilmesi; toplumsal ihtiyaçları da gözetecek şekilde değişen ve gelişen yaşam şartlarında bireyin çevresi ve olanakları hakkında bilgi edinmesi, kendisini tanıması ve geleceğini planlaması için doğru kararlar vermesine yardımcı olacak ilgi, istek ve becerileri esasına göre yapılmalıdır. Bu esas kapsamında öğrencilerin yönlendirilmesi şu temel ilkelere göre düzenlenmelidir:
 
a. Yönlendirme, tüm öğrencileri kapsayacak şekilde olmalıdır.
b. Yönlendirme, öğrencinin okula ve topluma uyumunu sağlamakla başlayıp, onun eğitimini bilinçli bir çizgide sürdürmesini hedefleyen, geleceğini belirleyecek meslek seçimine kadar varan geniş bir yelpazeyi içermelidir.
c. Yönlendirme, rehberlik hizmetinin ayrılmaz bir parçası olarak kabul edilip okul öncesinden başlayarak tüm eğitim kademeleri boyunca devam eden bir süreçtir. Bu kapsamda okul öncesi ve ilkokullar da dahil olmak üzere tüm öğretim kademelerinde Psikolojik Danışman ve Rehber’lerin görev alması sağlanarak rehberlik hizmetleri güçlendirilmelidir.
d. Yönlendirme,ülke sınırları ile sınırlandırılmadan,ülkemizinyaşaması muhtemel her türlü değişim ve gelişim dikkatle izlenerek ulusal ve uluslararası düzeyde ortaya çıkabilecek gelişmeleri dikkate almalıdır.
e. Öğrenciyi merkeze alan ve onunla ilgili her kesimin ortak anlayışını içeren demokratik ve insancıl bir yapıda olmalıdır.
f. Yönlendirme; akademik, zihinsel, sosyal ve psikolojik yönlerinden hiçbirini ihmal etmeden, öğrenciyi tüm yönleriyle tanımayı ve geliştirmeyi amaçlamalıdır.
5. Yukarıda belirtilen “yönlendirme” ilke ve esaslarından hareketle öğrencilerin kademeler arasında geçişlerinde; yarışmacı bir anlayışla yürütülen müfredat odaklı sıralama sınavları yerine, beceriye dayalı düzey belirleme amaçlı çok boyutlu ölçme-değerlendirme teknikleri ile toplanan bilgilerin kullanılması sağlanmalıdır.”

Özetle “Güzel Sanatlar ve Kolej programlarına 6.sınıftan itibaren başlanmasına devam edilmelidir; kolejlerde sadece GCE, IGCSE ve A-Level programları uygulanmalıdır; ilkokul sonrasında kolejlere giriş yanında ortaokullardaki farklı program koridorlarıyla yaratılacak yatay ve dikey geçişlerle kolejlere girmede fırsat eşitliğinin yaratılmalıdır; kolejlerin mevcut yapısının güçlendirilmesi ve sürdürülebilir olmayan bugünkü kolejlere giriş sisteminin çağdaş anlayışlara uygun bir şekilde kademeli olarak değiştirilerek süreç temelli bir değerlendirme sistemi ile öğrencilerin ilgi, istek ve yeteneklerine göre yönlendirilmesinin sağlanmalıdır; İlahiyat Koleji’nin programı değiştirilmelidir.”
Yapısal dönüşüm için cesaretli adımlar gereklidir
Bununla birlikte Eğitim Şurasında alınan bir diğer karar belirlenen ilkeler çerçevesinde (özlük hakları, fırsat eşitliği ilkesi, alt yapı, etkinlik programı ve yerel yönetim/stö desteği) okulların öğleden sonralarının etkinlik faaliyetlerine açılarak, bir program çerçevesinde örgün ve yaygın eğitim yapılmasıdır. Çocuklara yaparak yaşayarak öğrenme ilkesine uygun olarak ilgi, beceri ve potansiyellerini geliştirmelerine okullar içinde fırsat yaratırsak, yarışmacı sınavların stresinden ve özel derslerin yarattığı düzenden çocuklarımızı kurtarabiliriz. Yaratılan bu sistemi ortadan kaldıracak yapısal dönüşüm için cesaretli adımlar atılması gerekliliği olduğunun altını çizeriz.
Eğitim Bakanlığı giriş yöntemini değiştirmek için adım atmadıkça çocuklarımızın %84ü bu sistemin dışında tutularak, %16’nın faydalanabileceği rekabetçi yarışın baskısı altında öğrenciler olarak kalmaya devam edecek ve aileler de milyonlarca lirayı çocuklarının geleceği için değil, kolej yarışında harcamaya devam edecektir.    
Dünyayı yeniden keşfetmemize gerek yoktur. Sendikamızın önerileri ve eğitim şurasında alınan kararlar öğrencilerimizi bu stresten kurtararak, yaparak yaşayarak öğrenme ilkesini ön planda tutarak eğitim hayatlarını yönlendirebileceklerdir. 
 
Burak Maviş
KTÖS Eğitim Sekreteri