Hükümetin ortaya koyduğu vizyon güven vermiyor

Coronavirüs salgını sonucu ortaya çıkan olağanüstü durum tüm dünyada etkisini gösterirken, adamızın kuzeyini yönettiğini iddia eden UBP-HP Hükümeti’nin ortaya koyduğu vizyon topluma güven vermemektedir.

Sivil toplumun önerilerine kulak tıkayan hükümet yetkilileri, aldıkları kararlar ile krizi fırsata çevirmeye isteyen yandaşlarına yeni kapılar açarken, toplumun, beslenme ve sağlık hakkına dair etkin kararlar üretememektedir. Hekim örgütlerinin önerilerine kulak tıkayan bu anlayış, bir yandan devlet hastahanelerini bağışlara mahkum ederken, diğer yandan özel hastahanelere rant sağlamak için hasta sevkiyatına devam etmektedir. Şeffaflığa ihtiyacımız olduğu bu dönemde sağlık malzemelerinin ihalesiz ve belirli kişilerin eliyle alınması ise fırsatçılığa bir başka örnek olarak karşımızda durmaktadır.

Vatandaşın geçim derdinde, aş derdinde olduğu bu dönemde, hükümetin ekonomik sıkıntılara çözüm bulma yerine Türkiye ile imzalanan protokolü uygulamaya koymaya çalışması fırsatçılık anlayışına bir başka örnektir.

Hükümet vatandaşlarımızla kaynakları paylaşmak yerine, vatandaşları bankalardan kredi almaya yönlendirmekte, kendisine yakın şirketlere ise devlet imkanları ile yol göstermektedir. Hükümetin ekonomik önlemler zinciri toplumu daha fakir, bankalar ve sermayedarları ise daha zengin yapacak bir vizyon içermektedir. Açıklıkla görebiliyoruz ki bu vizyon toplumla dayanışma vizyonu değil, toplumu yoksulluğa, ayrımcılığa götüren bir vizyondur ve ileriki günlerde açlığa, yokluğa ve anarşiye teşvik etmekten öte bir fayda getirmeyecektir.

Hükümetin kaynak yaratma anlayışı sadece kamu çalışanlarından yapılan kesinti ise, bu geminin yüzdürülmesi mümkün değildir. Bu kesinti piyasayı daha da daraltacak ve küçük esnafı daha da zor durumda bırakacaktır. Burada tam da yapılması gereken, teşviklerle beslenip, muafiyetlerden yararlanıp, çıkar ilişkileri kuran vergi vermeyen kesimlerin üzerine gidilmesidir. Bunun yanında elektriğin ucuzlatılması için AKSA kamulaştırılmalı, Telsim, Turkcell gibi bol karlı şirketler iletişimi ucuzlatmalı ve daha çok vergi vermelidir. Özellikle casino, bet ofis ve üniversiteler üzerinden servet sahibi olanların üzerine gidilmelidir. Servet üzerinden vergi alma uygulaması bu dönem için gündeme getirilmeli, Merkez Bankası kaynakları halkın yararına kullandırılmalıdır. Temel gıda maddeleri, bebek bakım ve gıda ürünleri, ilaç, su vb. malzemelerin vergileri sıfırlanmalıdır.

Küçük esnaf, 3. Dünya vatandaşı emekçiler, yabancı öğrenciler ve günlük çalışan ücretli kesim artık açlıkla yüzyüze gelmiştir. Şu ana kadar sivil toplum örgütleri, duyarlı iş insanları ve vatandaşlar ve belediyelerin dayanışması ile ayakta durmaktadırlar. Özellikle dezavantajlı gruplar içerisinde yer alan bu ailelerin çocuklarının sağlık ve beslenme hakkı ile ilgili ciddi kaygıları gütmekteyiz.

Bu ay kamu çalışanlarından yapılan kesintilerle gün geçiştirilmiş olmakla birlikte, yukarıda belirttiğimiz öneriler ile ilgili hükümetin ortaya bir vizyon koyamaması halinde .Nisan ayı sonunda maaş ve ücretlerin nasıl ödeneceği, tahaahütlerin yerine nasıl getirileceği ile ilgili sıkıntılar oluşacak, kriz daha da derinleşecektir.

‘Anavatan maddi manevi olarak yanımızdadır” diye hergün açıklama yapan hükümet yetkilileri, TC Cumhurbaşkanı Sn. Recep Tayip Erdoğan’ın halktan yardım toplamak için IBAN numarası vermiş olduğunu unutmuş görünmektedirler. Bununla birlikte MAVİ VATAN diye yırtınanların nerede olduklarını sormakta yarar görmekteyiz.

Saygılarımızla

Şener Elcil
KTÖS Genel Sekreteri