Hesap sorulacağı söylemi samimi değildir.

1974 yılından sonra adamızın kuzeyinde oluşturulan siyasi rejimin basına getirilen tüm hükümetlerin temel görevi Kıbrıslı Türklerin siyasi iradesini hayata geçirmek değil, Türkiye’nin çıkarlarını daha etkin ve kalıcı hale getirmek olmuştur.

Yıllarca sağ-sol kavramı içinde toplumu kamplara ayıran anlayış, Türkiye’ye hizmeti öncelik haline getirmiştir. Ankara’dan dayatılan emir ve paketlerle adamızın kuzeyini yaşanmaz hale getirenlerin hala daha bu gerçeği gizleme gayreti içerisindedirler. Demokrasicilik oyunu ile TC’ninkuklası olanlar ve üstelik solculuk edebiyatı yapanlar daha da suçludurlar. 1974 yılından beri;

Adanın kuzeyini etnik olarak temizleyen siz.
Köy ve yerleşim yerlerinin tarihi isimlerini değiştiren siz.
Türkiye’den sistematik olarak nüfus taşıyıp, adanın demografik yapını değiştiren siz.
Kıbrıslı Türklerin siyasi iradesini, yüzbinlerce vatandaşlık dağıtarak gasp eden siz.
Kıbrıslı Rumların 1974’te terk etmek zorunda bırakıldığı taşınmaz malları “ganimet” anlayışı ile gasp eden siz.
Binlerce dönüm araziyi TC’li sermayeye peşkeş çeken siz
Tahsisten hak sahibi gibi uyduruk sistemlerle dağı taşı, arsa nitelikli arazi diye dağıtan siz.
Dağları oyan, taş ocaklarına göz yuman siz.
Ülkeyi rant ve plansızlık yüzünden beton ormanına dönüştüren siz.
Faizden faiz alma sömürüsünü dayatan siz.
Türkiye’nin şube bankalarının ülkemizden para kaçırmasına göz yuman siz.
Kamudan dört kez emekli olma ayrıcalığı kazanıp, gençlere mezarda emekliliği layık gören siz.
Gençlerini ülkeden kaçırmak için dayatılan Göç Yasası’nı geçiren siz.
Demokrasi barış deyip, söz, düşünce ve yayın yapma haklarına yasak getiren siz.
TC Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın emriyle Lefkoşa’nın ortasında Afrika Gazetesi’ne yapılan linç saldırısı konusunda konuşmayan ve failleri koruyan siz.
Herşeye rağmen bu ülkede demokrasi, barış ve ülkemizin bütünlüğü için mücadele eden biz.
TL kullanmadan dolayı enflasyon nedeni ile TC’ye devalüasyon ve faiz vergisi ödeyen biz.
Ülkeye girişin serbest olduğu gerçeğinden hareketle, Türkiye’den bir tek kuruş almadan yerel kaynaklarla yüzbinlerce insanın yükünü çeken biz.
Savunma bütçesi garantör ülkeye ait olmasına rağmen, on ayda 280 milyon savunma bütçesini ödemek zorunda olan biz.
Dağ yamaçlarında yol diye yaratılan nehir yataklarının bedelini hayatlarımızla ödeyen biz.

Şimdi de karşımıza geçip, bir yandan çalışanların haklarını gasp ederken, öte yandan sorumlulardan hesap sorulacak diye açıklama yapanlara kim inanır?

Saygılarımızla.

Şener Elcil

KTÖS Genel Sekreteri