Ülkenin ihtiyacı olan bilimdir, eğitimdir, sağlıktır.

Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası (KTÖS) Yönetim Kurulu, ülkedeki okul ve hastane ihtiyacına dikkat çekmek amacı ile, TC Lefkoşa Büyükelçiliği önünde sembolik eylem ve basın açıklaması yaptı.


KTÖS’ün eylemine Çağ-Sen ile Birleşik Kıbrıs Partisi de destek verdi. “Cami Bahane Siyaset Şahane, Önce Okul Önce Hastane” pankartının açıldığı eylemde, KTÖS Genel Sekreteri Şener Elcil bir açıklama yaptı; KTÖS Başkanı Emel Tel ise, KTÖS ile Arif Hasan Tahsin Vakfı’nın ortak basın bildirisini okudu.

ELCİL
KTÖS Genel Sekreteri Şener Elcil, eylemde yaptığı açıklamada, kendileri için 6 Temmuz’un önemine işaret ederek, Kıbrıs Türk tarihinde önemli bir şahsiyetin Kutlu Adalı’nın katledildiği gün olduğunu söyledi.
Kıbrıs Türk toplumunun varlığı, bu topraklara tutunması için kalemiyle uğraş veren Adalı’nın “faili meçhul değil, faili meşhur bir cinayete kurban gittiğini” belirten Elcil, Adalı’nın verdiği mücadele önünde saygıyla eğildiğini, bu mücadelenin devam ettiğini vurguladı.
Türkiye’de yaşanan seçim sürecine değinen Elcil, Türkiye’deki seçimin, olağanüstü hal koşullarında, demokratik olmayan koşullarda yapıldığını söyledi.
Seçim sonucunda malumun ilanının gerçekleşerek, Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden Cumhurbaşkanı olduğunu ifade eden Elcil, tek başına iktidar ve ülkeyi yönetme yetkisinin Recep Tayyip Erdoğan’a teslim edildiğini kaydetti.
Konun kendilerini yakından ilgilendirdiğini, çünkü 1974 yılından bu yana adanın kuzeyinin Türkiye’nin kontrolünde olduğunu ileri süren Elcil, “Türkiye’den nüfus taşıyarak burada bizim karşımıza dikmekle ilgili bir süreç yaşanıyor” dedi.
İnsanları karşı karşıya getirme, içte bir çatışma yaratma anlayışıyla karşı karşıya olunduğunu ileri süren Elcil, kendilerinin demokrasi ve insan haklarına inandıklarını kaydetti. Elcil şöyle devam etti:
“O çerçevede de Kıbrıs Türk toplumunun haklarını korumaya ve bu ülkede Kıbrıs’ın eşit egemen ortağı olarak yönetimde kendi ayakları üzerinde duran, kendini yönetebilen bir anlayışı hayata geçirmek için uğraş vermeye devam edeceğiz.”
Kıbrıs Türk toplumunun dayatmalarla karşı karıya bulunduğunu öne süren Elcil, Kıbrıs Türk toplumun kültürünün, kimliğinin varlığının değişmesine dönük baskıların hat safhaya ulaştığını söyledi.

“ÜLKENİN İHTİYACI OLAN BİLİMDİR, EĞİTİMDİR, SAĞLIKTIR”
Haspolat’ta yapılan ve 33 milyon dolar harcandığını söylediği camiyi örnek gösteren Elcil, şöyle devam etti:
“Bu bizim açımızdan yanlıştır. Ülkenin ihtiyacı olan bilimdir, eğitimdir, sağlıktır. Öncelik tamamen dini yatırımlara verilerek, din üzerinden siyaset yapılması bizim karşı çıktığımız önemli bir noktadır. Hiçbir zaman insanların dini inancı bu ülkede sorun olmamıştır. Kıbrıs Türk toplumu ve Rum toplumu din için savaşmamıştır.”
Bugün Elçilik önünde gerçekleştirilen basın toplantısında okunan bildiri metni şöyle:

Olağanüstü Hal Uygulamasının devam ettiği Türkiye Cumhuriyeti’nde yapılan ve bize göre adil ve demokratik olmayan seçimler sonucunda tekrardan seçildiği açıklanan TC Cumhurbaşkanı Sn. Recep Tayyip Erdoğan önümüzdeki hafta adamızın kuzeyine bir ziyarette bulunup, vakit bulursa bir de cami açılışı yapacağı basının gündemine yansımıştır.

Türkiye’de AKP ve Sn. Erdoğan’ın iktidar olmasında önemli bir dönüm noktası olan 15 Temmuz’daki darbe girişiminin hemen sonrasında başlayan insan avı, yüz binlerce insanın işten atılmasına, sürgüne ve hiçbir sebep gösterilmeden hapse gönderilmesine sebep olmuştur. Özellikle meslektaşlarımızın örgütlü bulunduğu Eğitim-Sen’in verilerine göre 41,005 öğretmen ve akademisyen işten atılmış, 327 öğretmen sürgüne gönderilmiş, onlarcası da hapse atılmıştır. Hapse atılan öğrenci sayısı da 62,000’i aşmıştır. Akademisyenlerin, öğretmenlerin, yazarların, aydınların, gazetecilerin her türlü demokratik haktan mağdur edilerek, ithamlarla işten çıkartılıp, hapse atılması Türkiye’de demokrasinin ve insan haklarının açıkça rafa kaldırıldığını ortaya koymaktadır. Türkiye’de oluşan bu karanlık tablo, adanın kuzeyinde yaşayan herkes için de endişe vericidir.

Sn. Erdoğan’ın “kindar ve dindar nesiller” yetiştirme hedefine yönelik olarak her mahalleye cami yapma projesi çerçevesinde adamızın kuzeyine 33 milyon dolar ödenerek inşa edilen cami de, Kıbrıs Türk toplumuna sünni islam baskısı yaptığının en güzel örneğidir. Geçtiğimiz akademik yılda 83 öğrencinin okul yokluğu nedeni ile okula gidemediğini hatırlatarak yapılan israfın büyüklüğünü ortaya koymakta yarar vardır. Bu da yetmezmiş gibi Eğitim Bakanlığı ile TC Elçiliği arasında yaşanan olumsuzluklar nedeni ile okul alt yapılarına ve kitap basımına ayrılan bütçenin yarısının TC elçiliği tarafından kesilmesi, siyasi dayatmanın büyüklüğünü ortaya koymaktadır.

Bizim önceliğimiz  çocukların bilimsel, laik, demokratik ve vicdanı hür yetişmesini sağlamaktır. Camilere ve dini maksatlara harcanan korkunç mali imkanların daha çok okul, daha çok hastane ve daha çok toplumsal refah yaratacak üretim araçlarına gitmesi gereklidir. Bu cami için harcanan 33 milyon dolar ile otuz üç tane okul, üç tane daha Mağusa Hastanesi büyüklüğünde hastaneler yapılabilirdi.

Bu ülkede açılışlar olacaksa çocukların yüzünün güleceği okulların açılışı yapılsın, hastaların deva bulacağı hastanelerin açılışı yapılsın, vatandaşların evine güvenle varacağı yolların açılışı yapılsın.

Bizler adanın kuzeyinde AKP eli ile yürütülen gerici faaliyetlerin farkındayız. Bu toplum mühendisliği karşısında uyanığız ve her alanda mücadele etmeye devam edeceğiz.